O günden aklımda kalan üç şey oldu. Birincisi klozetin dibinde kanların arasında görebildiğim parça, gözümün ucuyla baktığımda gördüğüm babamın kıpkırmızı yanakları ve dolu dolu gözleri ve ambulansta elimi tutup "bak biz beraberiz, önemli olan bu, her şey yoluna girecek" diyen eşim..
Doğumhanede doktorun gelmesini bekliyorum. Üstümü çıkardılar, bir de kocaman bez taktılar. Doktor geldi, "ben sana iğneni dün vurdur dememiş miydim" dedi. Suratı beş karış, o da üzgün. Ama umurumda değil, hatta bir şey daha söylerse bağırıp çağırmaya başlayabilirim. Acele acele o kameralı ucu içime doğru itiyor. Hem titriyorum hem ağlıyorum hala. Doktor "neyse ağlama hadi bak bebeğin burda, düşmemiş". Yok diyorum olamaz ya, gördüm düştüğünü. Ekranda gösteriyor. Sonra kalp atışlarını dinletiyor. Allah'ım gülsem mi ağlasam mı? Doktor bu gerçek mi diyorum. Hemşire de gülüyor ordan. Tabi ki diyor bak boşuna bu kadar kendini yıprattın, ağlama artık, bebeğinde üzülmesin, hala orada..
Allah'ım sana şükürler olsun...
Hastanede ne kadar kaldık bilemiyorum. Düşen parça kan pıhtısı veya benzeri bir şeymiş. Serum falan takıldı, yine iğneler ilaçlar, evin yolunu tuttuk. Bu travma hepimizi sarstı. En çok da beni tabi ki. O günden sonra o banyo da o ev de bana yabancı oldu. Her şeyden midem bulanmaya başladı. Zaten yerimden hiç kalkmıyordum. Psikolojim alt üst olmuştu. Kendi kendimi mutlu etmeye çalışıyordum. Sonuçta içimde bir canlı taşıyorum ve benim her şeyimden etkileniyor.
Neyse, şükürler olsun ki bebeğimiz yaşıyor. İçimde bir tutunma savaşı veriyor. Bu savaşında ona yardımcı olmalıyım.
Doğumhanede doktorun gelmesini bekliyorum. Üstümü çıkardılar, bir de kocaman bez taktılar. Doktor geldi, "ben sana iğneni dün vurdur dememiş miydim" dedi. Suratı beş karış, o da üzgün. Ama umurumda değil, hatta bir şey daha söylerse bağırıp çağırmaya başlayabilirim. Acele acele o kameralı ucu içime doğru itiyor. Hem titriyorum hem ağlıyorum hala. Doktor "neyse ağlama hadi bak bebeğin burda, düşmemiş". Yok diyorum olamaz ya, gördüm düştüğünü. Ekranda gösteriyor. Sonra kalp atışlarını dinletiyor. Allah'ım gülsem mi ağlasam mı? Doktor bu gerçek mi diyorum. Hemşire de gülüyor ordan. Tabi ki diyor bak boşuna bu kadar kendini yıprattın, ağlama artık, bebeğinde üzülmesin, hala orada..
Allah'ım sana şükürler olsun...
Hastanede ne kadar kaldık bilemiyorum. Düşen parça kan pıhtısı veya benzeri bir şeymiş. Serum falan takıldı, yine iğneler ilaçlar, evin yolunu tuttuk. Bu travma hepimizi sarstı. En çok da beni tabi ki. O günden sonra o banyo da o ev de bana yabancı oldu. Her şeyden midem bulanmaya başladı. Zaten yerimden hiç kalkmıyordum. Psikolojim alt üst olmuştu. Kendi kendimi mutlu etmeye çalışıyordum. Sonuçta içimde bir canlı taşıyorum ve benim her şeyimden etkileniyor.
Neyse, şükürler olsun ki bebeğimiz yaşıyor. İçimde bir tutunma savaşı veriyor. Bu savaşında ona yardımcı olmalıyım.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder