Sonunda kesemiz göründü. Çok küçükmüş o yüzden görememiş. Şimdi kese var ve her şey yolunda. Doktor "hamileliğin tadını çıkart, hiçbir şeyi kafana takma" dedi. Anlamadım ki bu tat nasıl çıkıyor. Daha 5-6 haftalarda bulantı başladı. Önce canım deli gibi çay isterken şimdi görmeye bile katlanamıyorum. Evdeki her şey hatta eşim bile burnuma tuhaf kokuyor. Ama iştahım bir açık, neredeyse kendimi de yicem :)
Tadını çıkarmak bu olsa gerek diye düşünmeye başlamıştım. Keyfimiz yerindeydi. Ta ki o kanama olana kadar. Daha 6 haftalıktı ve kanama çok şiddetli geldi. İlk bebeğim olduğu için o kadar korktum ki size bunu anlatamam. bu düşük korkusunu anca yaşayan bilir. Allah düşmanıma vermesin diyorum. Ne yaptım da bu şekilde bir kanama oldu, nasıl oldu hiç anlamadım. tek bildiğim o gün sabah kahvaltıya misafirlerimiz geleceği için biraz stresli olduğum. Niye diye merak edenleriniz için de söylüyorum, ev işleri konusunda çok beceriksizim. O kadar kalabalık misafire, hele ki eşimin ailesine ne hazırlayacağımı bilemedim. Elim ayağıma dolaştı. Neyse ki güzelce ağırladık ve gittiler.
Ama akşamında o koşturma ve o stresin acısı çıktı.
Apar topar acile gittik. Serum takıldı, öylece bekledik... İşte şimdi bambaşka bir hayat başlamış oldu. Düşük tehlikesi olan bir gebelik.. Bir de doktorumdan azar işittim tabi. Kaldırdığım süt tencereleri için, stres için vs vs. Ama yine de "dünyanın neresine gidersen git, bu kanamanın sebebini öğrenemezsin" dedi. Yani kesin bir sebebi yok.
Hiçbir kanamanın kesin sebebini öğrenemiyorlarmış. Ama benim hatam belliydi. Ben kendi bedenim yerine, başkalarını dinledim. İkiz bebekleri olan bir arkadaşım onlara hamileyken nasıl hoplayıp zıpladığını ve bir sürü şey kaldırdığını anlattı. Herkes bir şey anlattı bir şey söyledi. Bende arada kaldım hep. Kimisi kolunu bile kaldırma dedi, kimisi istediğini yap dedi.
Asıl yapılması gereken ise kendi bedenimi dinlememdi. Çünkü hamilelik her bedende farklı işliyor. Kimisine gerçekten hiçbir şey olmuyor kimisi ise sadece hapşırarak bile bebeğini düşürebiliyor. Siz siz olun kimsenin söylediklerine kulak asmayın. Hiçbirini abartmamak lazım. 5 kiloluk süt tenceresini kaldırmamalıydım orası kesin. Bebeklerimiz önce Allah'a sonra ise bize emanet. Onları en iyi biz koyabiliriz.
O günden sonra hareketlerim kısıtlandı. Progestan isminde bir ilaç ve iğnesi girdi hayatıma. Günde iki defa bu hapı ve 4 günde bir iğneyi kullanacaktım. Çok gerekli olmadıkça da yerimden kalkmayacaktım. Tadını çıkarma dönemi çabuk bitti sanki...
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder