11 Mayıs 2017

Hamilelikte cinsellik hakkında

Cinsel hayat evliliğin olmazsa olmazıdır. Hayatı paylaştığımız sevdiğimizle birbirimize sevgimizi gösterdiğimiz en güzel anlardandır. Özlemle birbirine dokunmak, sevdiğini hissetmek, birbirine zevk vermektir cinsellik.
Evlilikte zaman zaman cinsellikle ilgili sıkıntılar yaşanabilir ama hiçbir zaman tamamen birbirinden kopmuş bir karı koca olmamak gerekiyor. Bazen sadece sarılıp uyumak, bazen de birbirini ilk defa görüyor gibi sevişmek. Önemli olan yatakta da birbirine sevgini, ilgini, isteğini göstermektir.

Hamilelikle beraber cinsel hayatınıza da yenilikler geliyor. Düşük tehlikeniz yok ve normal seyrinde bir hamileliğiniz varsa, cinsel hayatınıza olduğu gibi devam edebiliyorsunuz. Hatta etmeniz, o hissi yaşamanız hem size hem de bebeğe iyi geliyor. İlk aylarda isteksizlik yaşayabilirsiniz ama sonra geçiyor. Hatta hormonların değişmesiyle birlikte, normalden daha istekli bir kadına dönüşebilir, kocanızın üzerine atlayabilirsiniz :)
Zaman ilerledikçe de bebeğimizi en rahat ettirecek, daha doğrusu onu rahatsız etmeyecek pozisyonları seçmemiz gerekiyor. Kadının üstte olduğu ya da bebeği rahat ettirecek şekilde yan durduğu pozisyonları deneyebilirsiniz. Aman hamileyim, bebeğim var diye bu işten vazgeçmeyin. Sonuçta karşıdaki kişi sizin eşiniz ve bu işi yapabileceğiniz tek kişi :)

Eğer hamileliğinizde düşük riskiniz varsa, o zaman durum çok farklı. Özellikle ilk aylarda kesinlikle ilişkiye girmeniz yasak. Sonrasında da kısmet :) Doktorunuz serbest demeyebilir ve 9 ay böyle geçebilir. İşte bu dönemde bunlar sadece benim mi başıma geliyor diye dertlenebileceğiniz bazı şeyler oluyor. En ilginci Rüyalar... Tuhaf, cinsel içerikli rüyalar görebilirsiniz. Herhangi birisiyle bir şeyler yaşadığınızı görebilirsiniz. Bu hiç tanımadığınız birisi, ya da yakın bir akraba ya da bir çocuk vs her şey olabilir. Rüyalarınızda orgazm olmanızda çok normal. Bu rüyaları ciddiye alıp üzülmeyin. Çünkü biz hamileler ne erkek ne kadınız şu anda. Üçüncü bir cinsiyetiz :)
Cinsel isteklerimiz hormonlarımız değiştikçe değişiyor. Rüyalarımızdan da sorumlu değiliz.

Eğer düşük riskiniz varsa ve doktorunuz ilişkiyi yasaklamışsa, bunun sebebi oradaki kaslarımızın hareket etmesini önlemektir. Her doktor bu kadar açık konuşmayabilir ya da biz utanıp sormamış olabiliriz. Oradaki kasların hareketi demek, en ufak bir cinsel tahrik demektir. Yani sadece birleşmenin olmaması demek değildir. Şöyle ki, birleşme olmadan birbirimizin tatmin edelim ya da mastürbasyon yapayım gibi düşünceleriniz varsa unutun. Bunların hepsi oradaki kasları harekete geçiren şeyler. Yani rüyalar gibi kontrolümüz dışında olan şeyler hariç tahrik edici her şeyden uzak durmamız gerekiyor. Kendi göğüs uçlarınızla bile oynamayın. Zaten bu dönemde göğüs uçları iyice hassas oluyor. Hatta arada sıvı falan da gelebilir. Sakın göğsünüzle oynamayın. Hem mikrop kapmaması için hem de tahrik edici hareketlerden kaçınmamız için.

Kısacası düşük riski olan hamileler için cinselliğe tam bir ara verilmiş olması gerekiyor. Doktorumuz serbest diyene kadar buna dikkat etmemiz şart. Bu riski olmayan hamilelere ise cinsel hayatlarında başarılar :)

Biz ne kadar mutlu ve rahat bir hamilelik geçirirsek bebeğimizde o kadar rahat eder.

10 Mayıs 2017

Progestan hakkında

Hamileliğin en zor dönemi bu dönem sanırım. Çünkü bulantılar, kusmalar, kanamalar, düşük tedavileri vs hepsi bu dönemde oluyor. Beden hamileliğe alışmaya çalışıyor.
Bu olanların içerisinde en kötüsü düşük riskleri. Herkes kendi bedenini iyice dinleyip ona göre hareketler yapmalı. Arkadaşlarınızın, etrafınızdakilerin dediklerine hiç kulak asmayın. Kimileri dünyanın temizliğini yapmış, herşeyi kaldırmış hiçbir şey olmamış, kimileri bir tabak kaldırmış kanaması olmuş. Bu hikayelerin hepsi gerçek ama bunlar sizin hikayeniz değil. Siz doktorunuzla birlikte ve vücudunuzu çok iyi gözlemleyerek kendi hareket genişliğinizi belirleyin.

Düşük tehlikesi olan hamilelerin hepsi progestanla tanışmıştır. İlacın bazı yan etkileri var, bahsetmek isterim. Ben hapı sabah akşam kullanıyordum. Bir kere çok fena uyku yaptı bende. İlacı aldıktan birkaç saat sonra hafif başım dönüyordu. Sonra öyle derin bir uykuya dalıyordum ki, başımda davul çalsa uyanmıyordum. Yani başka bir dünyaya gidiyorum sanki. Sonra böyle hafif bir baş ağrısıyla uyanıyordum. Ha bir de bulantı yapıyordu. İğnesini de vurduruyordum 3 günde bir. İğnenin bir yan etkisi olmadı bende. Kısacası o ilacı aldığım dönemde sürekli uyuyordum. Doktor da diyor ki " çok fazla yan etkileri olan bir ilaç ancak şu an için başka seçeneğimiz yok".

Ben hapı bir ay önce bıraktım, yani üç ayı doldurduğumda. Doktor iğneye devam edelim hap seni çok etkiliyor dedi. Haftada bir iğnesini vurduruyorum sadece. İnanın kedime geldim. Dört ayda 5 kilo aldım hareket edemediğim  için. Psikolojik olarak da çok yorucu ve sıkıcı bir durum. Evde oturup sürekli diziler kitaplar.. hepsi bir yere kadar. Şimdi hapı bıraktığım için o uykular bitti. Artık normal uyuyorum, gündüzleri hayatıma devam edebiliyorum. Düşük riskim hala var ama yürüyüş yapıyorum, dışarı çıkıyorum. Bunlar da tabi ki psikolojimi çok olumlu etkiliyor. Ruh halim düzeldikçe bebek de daha iyi oluyor :)

Doktor tabi ki çok önemli ama bu dönemde mutlaka kendimizi çok iyi dinlememiz lazım. Progestan'ı bırakmaya ben kendim karar verdim. Artık onu içip uyumak istemiyordum. İyi ki de bırakmışım. Kendime geldim ve hamileliğimi yeni anlamaya başladım.

Bedeninizi iyi dinleyin. O size en doğru yolu gösterecek..

8 Mayıs 2017

Şükürler olsun...

O günden aklımda kalan üç şey oldu. Birincisi klozetin dibinde kanların arasında görebildiğim parça, gözümün ucuyla baktığımda gördüğüm babamın kıpkırmızı yanakları ve dolu dolu gözleri ve ambulansta elimi tutup "bak biz beraberiz, önemli olan bu, her şey yoluna girecek" diyen eşim..

Doğumhanede doktorun gelmesini bekliyorum. Üstümü çıkardılar, bir de kocaman bez taktılar. Doktor geldi, "ben sana iğneni dün vurdur dememiş miydim" dedi. Suratı beş karış, o da üzgün. Ama umurumda değil, hatta bir şey daha söylerse bağırıp çağırmaya başlayabilirim. Acele acele o kameralı ucu içime doğru itiyor. Hem titriyorum hem ağlıyorum hala. Doktor "neyse ağlama hadi bak bebeğin burda, düşmemiş". Yok diyorum olamaz ya, gördüm düştüğünü. Ekranda gösteriyor. Sonra kalp atışlarını dinletiyor. Allah'ım gülsem mi ağlasam mı? Doktor bu gerçek mi diyorum. Hemşire de gülüyor ordan. Tabi ki diyor bak boşuna bu kadar kendini yıprattın, ağlama artık, bebeğinde üzülmesin, hala orada..

Allah'ım sana şükürler olsun...

Hastanede ne kadar kaldık bilemiyorum. Düşen parça kan pıhtısı veya benzeri bir şeymiş. Serum falan takıldı, yine iğneler ilaçlar, evin yolunu tuttuk. Bu travma hepimizi sarstı. En çok da beni tabi ki. O günden sonra o banyo da o ev de bana yabancı oldu. Her şeyden midem bulanmaya başladı. Zaten yerimden hiç kalkmıyordum. Psikolojim alt üst olmuştu. Kendi kendimi mutlu etmeye çalışıyordum. Sonuçta içimde bir canlı taşıyorum ve benim her şeyimden etkileniyor.

Neyse, şükürler olsun ki bebeğimiz yaşıyor. İçimde bir tutunma savaşı veriyor. Bu savaşında ona yardımcı olmalıyım.

5 Mayıs 2017

Bebeğim nerde?

Bu Progestan denen hap beni salak gibi yaptı. İlacı aldıktan sonra bir saat içerisinde uyuyakalıyorum ve 3-4 saat sonra uyanıyorum. Uyuduğumda normal bir uyku değil daha çok bilinç kaybı gibi. Yanımda düğün yapsalar haberim olmuyor. Sabah uyu, yemek ye, akşam uyu.. Tam bir uyuyan güzel modeli oldum. Hiçbir şey yapmama izin yok. Sadece tuvalete ve yemek yemeye kalkıyorum. İki ayda 3 kilo aldım :( Çalışma hayatından ev hanımlığına geçmenin psikolojisi yetmiyor gibi bir de hamile ama yerinden kalkamayan biriyim. Dipteyim sondayım depresyondayım.. Ama kimseye belli etmiyorum. Annemle babam gelmiş bana bakmak için. Allah razı olsun onlardan, her şeyimi yapıyorlar. Dört kişilik bir aile olduk :)

Progestanın iğnesini de yaptırıyoruz haftada bir. Her şey yolunda gibi..

Bir sabah yine uyku mahmuru kalktım, karnım çok acıkmıştı. Masaya oturdum. Henüz bir dakika bile geçmemişti ki, bir sıcaklık hissettim. Ardından bir akıntı. Elim ayağıma dolandı. Hemen tuvalete koştum. Daha üzerimi çıkarmama kalmadan her yer kan olmuştu. Telaştan üstümü çıkarıp tuvalete oturdum. Bir taraftan ağlıyorum bir taraftan da sanki bardaktan akar gibi akan kana bakıyorum. Annemle eşim geldi beni sakinleştirmeye çalışıyor. Bu kısımlarda eksik hatırladığım şeyler olabilir çünkü resmen kriz geçiriyordum. Banyoda her yer kan olmuştu. Sonra bir anda içimden bir şeyin kayıp gittiğini hissettim. Şlap!

Hissettiğim kayan şey ve  o tuvalete düşme sesi.. Asla unutmayacağım bir an olarak zihnime kazındı. Klozetin içinde simsiyah bir parça.. Bebeğim gitti.. Artık bayılmak üzereyim. Apar topar bir ped falan takıyor annem, ellerimi yıkıyor, eşim beni içeriye taşımaya çalışıyor. Artık kimseyi duymuyorum, tek duyduğum kendi çığlıklarım. Salona uzanıyorum. Babam tam karşımda, suratı kıpkırmızı, ağlamak üzere ama ağlamıyor. Eşim patlamak üzere ama beni daha fazla üzmemek için yanımda elimi tutuyor beni sakinleştirmeye çalışıyor.

Ambulans geliyor. Hemşireler geldi. "İlk bebek mi" "Üzülmeyin bir daha olur daha gençsiniz". Bebeğim tuvalette diyorum oraya düştü. Tamam diyor hemşire gidelim bir an önce. Ağır kaldırmadım, yerimden bile kalkmadım neden oldu? Deliricem galiba! 

Yolda eşim yanımda.O arada çok ağlamış belli, gözleri kıpkırmızı. Hatta annesini aramış "annecim biz onu çok sevecektik neden gitti" diyerek ağlamış. Hemşire hala konuşuyor "üzülmeyin bir daha olur" Bense kendimde değilim artık, Gözümden yaşlar akıyor ama ağlamıyorum aslında kendiliğinden akıyor. Bu teselli cümleleri iyice canımı yakıyor. Ben bir daha olmasını değil o bebeği istiyorum diyorum içimden. Sonra aklıma geliyor, bebeğim tuvalette mi kaldı yoksa hemşireler aldı mı acaba?

3 Mayıs 2017

Kese göründü ama..


Sonunda kesemiz göründü. Çok küçükmüş o yüzden görememiş. Şimdi kese var ve her şey yolunda. Doktor "hamileliğin tadını çıkart, hiçbir şeyi kafana takma" dedi. Anlamadım ki bu tat nasıl çıkıyor. Daha 5-6 haftalarda bulantı başladı. Önce canım deli gibi çay isterken şimdi görmeye bile katlanamıyorum. Evdeki her şey hatta eşim bile burnuma tuhaf kokuyor. Ama iştahım bir açık, neredeyse kendimi de yicem :)

Tadını çıkarmak bu olsa gerek diye düşünmeye başlamıştım. Keyfimiz yerindeydi. Ta ki o kanama olana kadar. Daha 6 haftalıktı ve kanama çok şiddetli geldi. İlk bebeğim olduğu için o kadar korktum ki size bunu anlatamam. bu düşük korkusunu anca yaşayan bilir. Allah düşmanıma vermesin diyorum. Ne yaptım da bu şekilde bir kanama oldu, nasıl oldu hiç anlamadım. tek bildiğim o gün sabah kahvaltıya misafirlerimiz geleceği için biraz stresli olduğum. Niye diye merak edenleriniz için de söylüyorum, ev işleri konusunda çok beceriksizim. O kadar kalabalık misafire, hele ki eşimin ailesine ne hazırlayacağımı bilemedim. Elim ayağıma dolaştı. Neyse ki güzelce ağırladık ve gittiler.
Ama akşamında o koşturma ve o stresin acısı çıktı.

Apar topar acile gittik. Serum takıldı, öylece bekledik... İşte şimdi bambaşka bir hayat başlamış oldu. Düşük tehlikesi olan bir gebelik.. Bir de doktorumdan azar işittim tabi. Kaldırdığım süt tencereleri için, stres için vs vs. Ama yine de "dünyanın neresine gidersen git, bu kanamanın sebebini öğrenemezsin" dedi. Yani kesin bir sebebi yok. 

Hiçbir kanamanın kesin sebebini öğrenemiyorlarmış. Ama benim hatam belliydi. Ben kendi bedenim yerine, başkalarını dinledim. İkiz bebekleri olan bir arkadaşım onlara hamileyken nasıl hoplayıp zıpladığını ve bir sürü şey kaldırdığını anlattı. Herkes bir şey anlattı bir şey söyledi. Bende arada kaldım hep. Kimisi kolunu bile kaldırma dedi, kimisi istediğini yap dedi.

Asıl yapılması gereken ise kendi bedenimi dinlememdi. Çünkü hamilelik her bedende farklı işliyor. Kimisine gerçekten hiçbir şey olmuyor kimisi ise sadece hapşırarak bile bebeğini düşürebiliyor. Siz siz olun kimsenin söylediklerine kulak asmayın. Hiçbirini abartmamak lazım. 5 kiloluk süt tenceresini kaldırmamalıydım orası kesin. Bebeklerimiz önce Allah'a sonra ise bize emanet. Onları en iyi biz koyabiliriz.

O günden sonra hareketlerim kısıtlandı. Progestan isminde bir ilaç ve iğnesi girdi hayatıma. Günde iki defa bu hapı ve 4 günde bir iğneyi kullanacaktım. Çok gerekli olmadıkça da yerimden kalkmayacaktım. Tadını çıkarma dönemi çabuk bitti sanki...

çift çizgi :)

Test yapılır ve heyecanla beklemeye başlanır. Gebelik testini yapmak da ayrı bir eziyet olabiliyor. Evde plastik bardak bul, içine idrarını yap, tüpün içine çek ve damlat. İlk çizgi geldi. Demek ki testimiz çalışıyor. Acaba ikinci çizgi çıkacak mı? Çıktı gibi ama biraz silik mi ne!

İşte derken doktora gittik tabi ki. Ben o kadar eminim ki, çünkü testde çift çizgiyi gördüm. Ama doktor hiçbir şey göremedi :( Kese falan yok.. Görünürde birşey yok. O zaman yapılması gereken ilk şey kan testi. Kan testi için kanı verdim. Tekrar bir bekleyiş daha başladı. Kese olmadığına göre, ya dış gebelik ya kese henüz çok küçük ya da hiçbir şey yok. İki saat sonra sonuç çıkacak. O iki saat geçmek bilmedi tabi ki. Sonunda heyecanla doktoru aradım. Ve evet.. "anne adayısın" :)

O sırada otobüsteyim. Ne yapacağımı şaşırdım. Hatta birden midem bulanmaya, karnım kıpırdamaya falan başladı :) Eşimi aradım hemen. O da "kesin bilgi mi" diye tekrar tekrar sordu. Çünkü ilk doktordan çıktığımızda açıkçası biraz hevesimiz kursağımızda kalmıştı. Neyse ki mutlu haber geldi. Artık rahat rahat peynir kursuma gidiyorum.

Aklımda o kadar soru var ki otobüste. Acaba ben bir çocuk bakabilir miyim? Daha kendime bakamıyorum, doğru düzgün yemek bile yapamıyorum. Hem ben doğurabilecek miyim ya? Kaç kilo alırım acaba? Hadi sonra veremezsem :( vs vs  Kafam çok karışmıştı ama mutluydum. İçimde büyüyen birşey var :) Bİr hafta sonra doktora tekrar gidicez. Bu sefer keseyi görebileceğiz. Çok küçük olduğu için henüz keseyi görememişiz. Şimdi bir hafta kesesiz hamileyim :)